www.medimagazin.com.tr sitesindeki bu yazıyı okuyunca çok üzüldüm ve gerçekleri bütün çıplaklığıyla dile getiren bir yazı. Sitedeki köşe yazısını aynen yazıyorum. Buyrun:
05-11-2007
Sayı : 354
Sağlıkta dönüşemeyen ilçe: Patnos
Eylül ayı içerisinde, Tabip odası olarak, meslektaşlarımızla bir akşam yemeğinde bir araya gelmek üzere Ağrı ilimize gitmiştik. Yemek ve istişare sonrasında Van’a dönerken yolumuz üzerindeki Patnos Devlet Hastanesini gezdik. 70 bin nüfusu ile bazı illerimizden daha kalabalık bir ilçemiz. Ancak ülkemizin en geri kalmış yerleşim beldelerinden birisi olduğu her halinden belli oluyor.
Herhalde şu ana kadar bu denli kötü bir hastane gördüğümü hatırlamıyorum. Acile girdiğimizde 10-15 hasta, doktorun başına toplanmışlar, havasızlık, koku ve pislikten girmenin sağlıkla bağdaşmadığı bir mekanda doktorun o akşamki nöbetinde 401. hasta olmak için büyük bir yarış veriyorlardı. Hem hastaların, hem de daha henüz göreve başlayalı 2-3 ayı geçmemiş doktorun hali içler acısı idi. 4-5 katlı ama asansörsüz hastanenin servislerini gezdik. Gezerken ameliyattan çıkan hastaların diğer katlara sedyeler üzerinde nasıl taşındığını hayal ettik. Ama insanlar zeki. Son katın bir penceresini iptal edip buradan bir çıkrık sistemi kurmuşlar, tıbbi malzemeleri son kata taşımak için. Kömürlük olarak kullanılması gereken bodrumun başhekimlik olarak kullanılması da çok şaşırttı bizleri. Sağlık merkezinden bozma olan bina, hastane olma koşullarına uygun değil. Yatak sayısı nüfusa oranla çok az. Resmen 25 yataklı olan hastanede hastalar 6-7 yataklı odalarda, yataklarda zaman zaman ikişer kişi yatabilmekte. Poliklinik sayıları yeterli olmadığından eski bir banka binası poliklinik yapılmış. Birçok poliklinikte el yıkanacak bir lavabo dahi yok. Havasız, karanlık odalarda hasta bakılmaya çalışılmakta. Solunum sıkıntısı olan bir hasta göğüs hastalıkları polikliniğine ulaşmak için merdivenle 3 kat çıkmak zorunda. Yetersizlikler nedeniyle yeni başlayan birçok doktor belki aylarca hasta kabul edememekte ve zamanlar heba edilmekte. Günümüzde sağlık ocaklarında dahi bakılabilen en basit biyokimyasal tetkikler dahi yapılamıyor ve hastalar bu nedenle kilometrelerce yol gitmek zorunda kalırken, hekimler gözleri kapalı tanı koyup, tedavi etme riskine girmekteler. Bazen düz bir filmin bile çekilemediği hastanede, ameliyatların yapılamadığından, ameliyathanenin günlerce kapalı kaldığından bahsediliyor. Yirmiye yakın uzman doktor sayısı ile tarihindeki en yüksek düzeyde olan Patnos, ne yazık ki bu oranda sağlık hizmeti alamıyor. İnanın 20 uzman doktor ile özel bir hastane kurulsun, Patnos’u sağlık alanında ihya eder.
Personel yönetiminde de ciddi zorluklar olduğu hastanenin her halinden anlaşılıyor. Küçük yer psikolojisi ile hastane personeli, olması gerektiğinden daha fazla etkin. Otorite boşluğu kendini hemen göstermekte, denetim ve kontrol mekanizması buralara sanki hiç uğramamış gibi. Malzeme alımında, iş ve personel yönetiminde ciddi sıkıntılar olduğu görülmekte. Çalışmak isteyenlerin de “adam sende”lerle veya başka yollardan gayretleri kırılıyor.
Bölgede Patnos halkının mizacının sert olduğu, kavgaların oldukça fazla olduğu söylenir. Ancak gördüğümüz manzara karşısında halkın sağlık hizmetleri açısından ne kadar kötü durumda olduğunu anladık. Bunda hastane içinde çalışan bölge halkının rolünü de unutmamak gerek. Elbette sağlıktaki düzelme adına halkın, siyasetçilerin yapacakları çok şeyler olmalı. İnanıyorum ki halk daha duyarlı ve gayretli olsa, Ağrı milletvekillerinden birisi kendisini sağlıktaki olması gereken dönüşüme adasa, hiç kuşkusuz bu iyileşme daha hızlı olacaktır.
Gezilerimiz sırasında Hakkari’de, Yüksekova’da, Çaldıran’da gayet güzel, modern hastanelerin bitmek üzere olduğunu görmek bizleri sevindirdi. Ancak sadece devlet mi hastaneleri yapmalı? Belediye bütçelerini geçen hastanelerimiz son yıllarda büyük bir güce ulaştılar. Bu bütçelerle büyük hizmetler yapmak artık mümkün. Yeter ki zamanını, gücünü bu amaca vermiş dürüst, samimi bir kadro olsun. Bunu görmek için merkez nüfusu Patnos’tan az olan Muş Devlet Hastanesini ziyaret etmek yeterli. Başhekim ve arkadaşları hastaneyi neredeyse yıkıp tekrar yapıyorlar. Yeni ameliyathaneler, acil binası, yenilenen servisler, son teknolojilere sahip olma arzuları ve gayretleri görülmeye değer. “Burası Muş, burada olmaz” anlayışını yönetim, hekimler ve halk birlikte yıkmışlar. İnsan bu yapılanları görünce, “Neden bunlar örneğin Patnos Devlet Hastanesinde de olmasın?” diye soramadan edemiyor.
Sağlık Bakanlığı Patnos için ayrı bir dosya açmalıdır. Sıkıntıların kaynağını bulmalı ve bunların üzerine bizzat gitmelidir. 20 uzman hekim ile neden olması gereken hizmetin verilemediğini bulmalıdır. Yıllardan beri yapılamayan Patnos Devlet Hastanesi projesini bir an önce gerçekleştirmeli ve yönetim için profesyonel bir ekibe ciddi destek sağlamalıdır. Halk ve siyasiler de kendi yakınlarının sağlıkları adına, iyi ve güzele güçlü bir omuz vermeli. Yoksa böyle gelmiş böyle de gider.
Yazının orjinal metni : Medimagazin.com.tr


