''Hangi katliamın hesabını soralım zalimlere? Aradan geçen yıllara bakmadan taptaze duran hangi yaramızı açalım?"
Kaç meşale daha yakalım Arsız karanlığa.?
Kaç kez daha vurulalım ölelim...
Ateşlerle ,darağaçlarıyla,zindanlarla ,katliamlarla sınanan mazlum bir halkın , hangi acısını yaşayalım?..
Huzurun, Sevgnin, Barışın,(İslamın) şakağında duran, müstekbir, zorba, zalim güçlere karşı hangi intizarlarda bulunalım.?
Zamanın süzgecinden ,hangi hakkaniyeti,merhameti, insaniyeti gözeterek sıyrılalım?
İslama ve müslümanlara karşı,yapılan hangi ahlaksız ,onursuz oprasyonları nakledelim.?
Yırtarcasına göğüs kafeslerini, amansız ve zamansız yapılan hangi yargısız infazları izaha kalkışabilirizki ?
Hangi kalem , Dehşetin soluksuz kaldığı lahza'nın Resmini çizebilir.?
Bir islam ülkesinde ,bir islam beldesini ,bir soykırım arenasına çeviren , hangi dinin müntesipleri olabilir?
Hangi akıl ve hangi mantık, Bu Ülkenin Hukukla ,demokrasiyle yönetildiğini kanıtlayabilir.?
Hangi tarihin,hangi kanlı sayfalarını açalım?
Kızıl cehenneme çevirilen bir Köy ...
BAŞBAĞLAR Katliamı. 5 Temmuz 1993
Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde gerçekleştirilen Kanlı katliamın üzerinden tam 16 sene geçti.
Sivas Madımak olaylarından bir gün sonra kendilerine ulaşan talimat gereği, Başbağlar'a yakın bir mevkiide" buluştular. Akşam saat sekiz sıralarında müminleri ibadete çağıran Adil Hocanın sesi, Zalimler için katliam işareti oldu.
Ellerinde uzun namlulu silahlarla 100 kişilik bir grupnecis papuçlarıyla camiye girip, huşu içinde secdeye yönelen 22 köylüyü teker teker dışarıya çıkardılar.
Camide bulunmayan köylüleri tek tek evlerinden topladılar. Evinden çıkmak istemeyen "Nurettin Aydın'ı vurup evini ateşe verdiler." Şakir Aydınlı, Süleyman Orhan, Nazife Baltacı ve 14 yaşındaki oğlu ibrahim Baltacı kurşunlanarak öldürülürken evleriyle birlikte ateşe verildiler.
Kadınlar ve çocuklar köy meydanına 500 metre kadar uzaklıktaki Övce Deresi'ne götürüldü. Kadınların ziynet eşyalarını yağmalamaları , iz kaybettirmeye yönelikti.hakaret ve küfürlere maruz kalan "75 yaşındaki bir kadının direnişine karşılık dipçikle alnını parçaladılar."
Köydeki araçları bir araya toplayarak yakan bu insalıktan nasipsizler Hasan Sandıkçı isimli köylüyü alevler içindeki münibüse atmak istediler. Cami, cami lojmanı, ateşe verildi.
Sivas olaylarının hesabını soracaklarını belirtmeden geçmediler. Verilen komut üzerine köylüler yaylım ateşine tutuldu. 27 köylü burada hayatını kaybeder. insanlıktan yoksunlar , arkalarında 33 ölü, 30 dul kadın, 70 yetim ve enkaz halinde bir köy bırakarak gecenin karanlığında ortadan kaybolurlar.
Kim ve ne için?
Yıllardır, Müslüman halkın, kültürünü ,değerlerini ,inançlarını püskürtmeye yönelik ,yapılan diğer çalışmalarda olduğu gibi bu köye karşı sinsi bir oyun baş göstermişti .
Bu katliamın kimler tarafından ve niçin gerçekleştiği konusunda herkes benimle aynı fikir de olmayabilir.
Bana göre,Hem sivas Madımak saldırılarını gerçekleştiren hem de, Başbağlar katliamını yapan ve bu katliamlarla da sınırlı kalmayan , bir güç tarafından gerçekleştirildi. Bu Güç Derin Devletten başkası değil.Halk üzerinde oynan senaryolarla, vurkaç taktikleriyle, (Ahmedi vurup Mehmete isnat etmek gibi )zaman zaman kendileri arasında çelişerek ,bırakınız katliamları gerektiğinde, kendi adamlarını infaz yoluna giden bir devlet içi yapıllanmanın tezahürüdür .
Sivasta Madımak Oteline yapılan saldırıda öldürülen 37 kişiden 2'sinin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT ) görevlisi olduğu alanen biliniyor ve bunu o dönemde MİT ile ilişkisi olan bir rektör yardımcısı aynı zamanda dekanlık yapıyordu. Bir Röpörtaj sırasında MİT 'i kastederek 'Ölenlerden 2'si bizim elemandı. Oraya şehir dışından gelenleri izlemek için gitmişler ve Madımak Oteli 'ne müşteri gibi yerleşmişlerdi.diyordu.
Hem Başbağlar katliamı hem Çorum ve Kahramanmaraş katliamları gibi bu katliamın düzenlenmesinde de derin devletin izlerini görebilirsiniz.
Püskürtme dürtüleri, bu başlık altında bu katliamı bu tezlerini güçlendirmeye çalışırken tek adam akıllı bir veriden hareketle bu tezi biçimlendiremiyorlar.
çünkü ne tarihi, ne sosyolojik hiçbir veri bu teze hizmet etmiyor, aksine bu tezin antitezine hizmet eden bir tarihsel ve sosyolojik bilgiler yığını var.
**
Ey başı Dumanlı dağlar..Mahzun Anam başın bağlar..
Başbağlarda tesbihime ölüm yağdırdı kurşunlar..
Evim ocağım Tarumar, feryat ediyor çocuklar..
Vaat edilen topraklara ayak bastı bahadırlar...
**
Başbağlar şehitlerini Rahmet ile anıyoruz.


