Emir Pansiyon 
  Giriş or Kayıt OlAna SayfaForumlarFoto GaleriFirmalar RehberiÜcretsiz Üye OlunHesabınız  
Patnos ilçesi web portalı: Forums

Patnos.org :: Başlığı Görüntüle - Yavuz Sultan Selim'in Mütavaziligi
Hesap AçAramaPano KılavuzuÜye ListesiGruplarOturum Aç
Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
Yavuz Sultan Selim'in Mütavaziligi
Yazar Mesaj
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Per Şub 12, 2009 3:23 pm

Yavuz Sultan Selim,Mısır'a girdiği zaman halk Yavuz'un ihtişamını seyretmek için pencerelere koştu ve caddeleri doldurdu.
Yavuz ise,en önde degil, askerlerin ortasında yürüyordu.Kavuğu ve elbisesinin de etrafındakilerden bir farkı yoktu.Mısır dönüşü şam'da Cuma hutbesinde kendisinden bahsedilirken,MEKKE'nin ve MEDİNE'nin hakimi denince;
-'Yok yok, belki hizmetçisi'. diye cevap verdi.İstanbul'a dönüşte Üsküdar'a ulaştılar.İstanbul halkının,kendisini büyük tezahürat yapacagını haber aldıgında arkadaşı hasan Can'a;
-'Hava kararsın,herkes evine dönsün,sokaklar boşalsın,ondan sonra istanbul'a gireyim.Halkın zafer alkışları ve iltifatlari bizi mağlup edip yere sermesin.dedi..

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Tarih: 30.09.2008



Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Per Şub 12, 2009 4:22 pm

Hz Ömerde Küdüse girdiğinde Yavuzdan farkı yoktu.Uzun yol boyunca bi yardımcısı bindi deveye bi o.Kudüse yaklaştıklarında deveye binme sırası yardımcısındaydı.Hz Ömer yardımcısının ısrarlarına ramen deveden indi...

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Cum Şub 13, 2009 4:08 pm

YAVUZ SULTAN SELİM'İN ÖLÜMÜ

* Bir gün Yavuz çok sevdiği Hasan Can’ a :
- - “Bre Hasan dedi, arkamda bir diken var batar canımı acıtır.”
Hasan Can padişahın sırtını açtığında henüz kızarmamış sert bir çıban gördü. Durumu padişaha anlattığında padişah sıkmasını istedi. Sıkıla sıkıla çıban kısa bir süre sonra büyüdü ve padişaha sızı vermeye başladı. Doktorlar bir türlü çare bulamıyorlardı. Öleceği gün idi . Vücudu ateşler için de yanıyordu baş ucunda Kur’an okuyan hasan cana :
-“Hasan Can Ne haldeyim nasılım? ”
Hasan can yaşlı gözlerle :
- - Devletlim dedi. Allah’ a kavuşmak zamanıdır. Ona teveccüh ediniz .
Padişah gülümsedi .
-“Ya bunca zamandır sen bizi kiminle sanıyordun? Allah a teveccühümüzde bir kusur mu gördün ?” dedi.

Onlar veli insanlardı., yaptıkları işi Allah için yaparlar bir an bile olsun onu unutmazlar ve ona devamlı tesbih ederlerdi. Sefere giderlerken bile dillerinden zikir eksik olmazdı. Hatırlayan hatırlanır. Eğer insan her gün Allah ı hatırlıyor ve emirlerini yerine getirmeye çalışıyorsa O en zor günde (kıyamet) Allah tarafından mutlaka cennetle mükafatlandırılır.Yüce mevlam tüm müüminleri ve bizleri rahmeytinden esirgemesin inşallah.MRT
MRT
(Tarih fıkraları syf.116 Alıntı)

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Çar Şub 18, 2009 4:51 pm

Yavuz Sultan Selim 10 Ekim 1470 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi Gülbahar Hatun'dur. Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğindendir. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli, omuzlarının arası geniş, yuvarlak başlı, kırmızı yüzlü, uzun bıyıklı ve yiğit bir padişahtı. Sert tabiatlı ve cesurdu. Kuvvetli bir ilim tahsili yapmıştı.

Babası Sultan İkinci Bayezid padişah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet idareciliğini öğrenmesi için, Şehzade Selim'i Trabzon Sancağı'na tayin etti.

Şehzade Selim, Trabzon'da devlet işlerinin yanında ilimle uğraşır ve büyük alim Mevlana Abdülhalim Efendi'nin derslerini takip ederdi. Trabzon'u çok güzel idare eden Şehzade Selim'in bu arada komşu devletlerle de ilişkisi oldu.

Valiliği sırasında Trabzon halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. En önemlisi olan Kütayis seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeri ile birçok yeri fethederek Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman oldular.

Çok güzel ata biniyor, devrin en meşhur silahşörlerini alt edecek kadar iyi kılıç kullanıyordu. Güreşmekte, ok ve yay yapmada üstüne yoktu. Harpten hoşlanmakla beraber çok ince bir ruha da sahipti. Mütevazi bir kişiliğe sahip olan Yavuz Sultan Selim, her öğün yemekte tek çeşit yemek yerdi ve ağaçtan tabaklar kullanırdı.

Gösterişten hoşlanmaz, devlet malını israf etmezdi. Babasından devraldığı tatminkar hazineyi ağzına kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten sonra, söyle vasiyet etti:

"Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Humayun benim mührümle mühürlensin."

Bu vasiyet tutuldu. O tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin kapısı daima Yavuz'un mührüyle mühürlendi.

Yavuz Sultan Selim, ataları hep sakal uzattıkları halde sakalını keserdi. Bunun sebebini soranlara "Sakalımı ele vermemek için kesiyorum" dediği rivayet edilir. Bir kulağına da küpe takardı. 22 Eylül 1520'de "Aslan Pençesi" denilen bir çıban yüzünden henüz 50 yaşında iken vefat etti.

Hayatının son dakikalarında Yasin-i Şerif okuyordu. Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii'nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirdi. Tarihçiler, Yavuz Sultan Selim'i sekiz yıla seksen yıllık iş sığdırmış büyük bir padişah olarak değerlendirdiler.

Erkek çocukları: Kanuni Sultan Süleyman
Kız çocukları: Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah Sultan

EL FATİHA

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Çar Şub 18, 2009 11:00 pm

bu hayat hikayesini okumamak mümkünmü sevgili sahra paylaşımın içinde teşk.ederim sevgili kardeşim...

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Mesajları göster:
Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
  


Ana Sayfa | İletişim | | Patnos Forumları | Patnos Fotoğrafları | Firmalar Rehberi | Sitemap |
Google Pagerank Checker