Emir Pansiyon 
  Giriş or Kayıt OlAna SayfaForumlarFoto GaleriFirmalar RehberiÜcretsiz Üye OlunHesabınız  
Patnos ilçesi web portalı: Forums

Patnos.org :: Başlığı Görüntüle - çocuklar
Hesap AçAramaPano KılavuzuÜye ListesiGruplarOturum Aç
Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
çocuklar
Yazar Mesaj
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Çar Oca 28, 2009 9:44 pm

Boyacı çocuk


ASlında hepimiz tanırız onları.Genelde her sabah işyerimizi açtığımızda yada çarşıya ilk adım attığımızda ilk onunla karşılaşırız "abi parlamassa para verme".Kimimiz acır boyatır ayakkabısını kimimiz ailesine sitem eder bu çocuğun okulda olması lazım değil mi diye kimimizde bağırır çocuğa "abi parlamassa para verme" dediği için.Ama hepimizde tanırız onu.sadece tanırız belki çoğuda acımaz onlara.Her ayakkabı boyattığımda sorarım baban ne iş yapar diye hepsinden aynı cevap gelir.Abi inşaatta çalışıyor yada babam öldü derler.Hepside ya okul harçlığı kazanmak için boyacı olmuştur yada evin masraflarını az da olsa karşılamak için seçmiştir boyacı olmayı.Onlar daha çocukken almışlar bu ağır yükü.ailesini geçindirme yükünü.Ama yinede okumayı da bırakmıyorlar.Aslında ellerinden gelse sonuna kadar okurlar.Ama okuyamıyorlar çünkü boyacılıktan kazandıkları ne okul masrafını karşılıyor ne de ailesinin ihtiyaçlarını.Akşama kadar kazandıkları üç beş kuruşla anca elişi dersi için alacakları bir renkli kağıda yetmiyordur.Aslında onları tek yükü çalışmak değildir.Okula gidince "ellerin neden boyalı" sorusuda ağır bir yüktür.




Şimdi içinizden bu adam ne saçmaladı dersiniz.Ne zamandır bilgisayarım bu şekil bir kaç yazı vardı.Kimseye okutma cesaretim yoktu.öylece kalmıştı bilgisayarın bir köşesinde.Bugün sizinle paylaşmak istedim.Beyenirseniz bunlar gibi bir kaç yazım daha var onlarıda paylaşırım burda.Ama malesef yazdıklarımız sadece yazıda kalıyor belki çoğumuz okumuyordur bile bunları.okumaklada kalmaması gerekir aslında.birşeyler yapmak gerek ortada ciddi bir sorun var bu çocukların boyacılık arabayla yük taşıma yerine okutmak lazım.Bu çocukları okutmassak büyüdüklerinde belkide içimizden birine zarar verecektir.Eğer okutursakta memleketimize faydalı birayler olacağından eminim.Tabi bunlar benim düşüncelerim sizler ne dersiniz bilemem.

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Tarih: 30.09.2008



Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Çar Oca 28, 2009 10:19 pm

sevgili Bybilgi paylaşımın için teşk.eder devamını elbette bekleriz... soylediklerine harfiyen katılıyorum o donemleri hatırlattgın için sahsım adına da tesk.ederım ama bununda sorumlusunun ilgili makamlar oldugunu unutmamak gerek maddi durumu elvermiş olsaydı belkide şu an bir başka diplomat yada egitici veyahut farklı bir görev üstlenmiş olarak gormuş olacaktık Crying or Very sad MRT

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Çar Oca 28, 2009 11:00 pm

Beni çocukluk günlerime geri götürdün Bybilgili:) İlkokul yıllarımda Patnos'ta boyacılık değil ama harçlığımı çıkarmak için arabacılık (El arabası) yaptığım günleri hatırladım. Çocuk yaşta arabayla yük taşırken sırtımdan terlerin boşaldığı o günler... Daha sonra İstanbul'da su sattığım günler geldi aklıma. Çok şükür bu günlere. O sıkıntılara rağmen Üniversiteyi de bitirip meslek sahibi oldum.

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Per Oca 29, 2009 3:56 pm

NE MUTLU SANA SEVGİLİ PANOS KARDEŞİM İŞTE AZMİN ZAFERİ O OLSA GEREK DEMEKKİ İSTEMEK VE GAYRET ETMEK YETERLİ NETİCEDE YARADANIM İNSANOGLUNA ÜSTÜN ÖZELLİKLERLE DONATMIŞ YAPAMAYACAGIMIZ BİRŞEY KALMAMIŞ OLUYO YETERKİ İSTEYELİM... MRT

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Cum Oca 30, 2009 1:56 pm

Ellarine sağlık kardeşim.Durumunu anladım.İnsan bişey kaleme alınca anlayabilecek insanlara okutmak istiyor.Helede edebi bir metinse.Devamınıda bekliyoruz inş..

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Cmt Oca 31, 2009 12:59 am

"açlıktan nefesi kokan garibanlar " düşünemez mi?
bir gün gelecek açlık,boya,cila kokan nefeslerin sahibi gariban patnoslu çocuklar düşünecek ve bu vahşi sistemin çarklarının altından çıkarak başkaldıracaktır bu kokuşmuş sisteme


_________________
önemli olan erek değil köprü olmaktır köprü olup yok olmaktır
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Cmt Oca 31, 2009 1:17 pm

Çocuk Sevgi İster...

Onu elbette çok seviyorsunuz. Peki bu yeterli mi..? Ona sevginizi gerektiği gibi gösterebiliyor musunuz? Onun, sizin sevginizi hissetmeye ne kadar ihtiyacı olduğunu biliyor musunuz?

Yavrularınıza sevgiyle yaklaşın. Sevgi ortamında büyüyen çocukların sağlıklı oldukları belirtilerek, çocuklara sevgiyle yaklaşmanın 5 ana kuralı olduğunu bilmemiz gerekir

gerçek gereksinimlerinin bilincinde olmasalar ve kendi tepkilerini anlamasalar bile, çocukların sevgiye hava, su ve yemek kadar gereksinim duyduyarlar
Özellikle, 0-6 grubu çocukların fiziksel gelişimini sağlıklı olarak tamamlamaları için sevgiye daha fazla ihtiyaçları olduğunu kaydeder ''Aileler, çocuklarına bu sevgiyi mutlaka vermeli ve hissettirmeli. Bu duygunun bilinçli olarak verilmesi önemlidir. Sevgi ortamında büyüyen çocukların daha sağlıklı olduğu ve ileri yaşlarda daha başarılı olduğu bilinen bir gerçektir'' dedi.

SEVGİYİ GÖSTERMENİN 5 KURALI
Çocuklara sevgiyi göstermenin 5 ana kuralı
Onay Sözleri: Çocukları eğitirken başarısızlıkları eleştirme eğilimi hakimdir. Bu yaklaşım yetişkinlik yaşamında yıkıcı sonuçlar yaratabilir. Çocuk, yaptığı her doğru şey için övülmeli. Günde en az iki övgü, iyi bir hedeftir.
Nitelikli Beraberlik: Çocuğun seviyesine inilmeli. Onun ilgi alanları keşfedilmeli ve hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenilmeli. Çocuğa tüm dikkat verilerek, yanında tümüyle var olunmalı. Çocuğa günde en azında beş dakika, nitelikli beraberlik için ayrılmalı ve bu bir öncelik haline getirilmeli.
Armağan Alma: Armağanlar aşırıya kaçarsa anlamsız olabilir ve çocuğa bir dizi yanlış değerler öğretebilir. Düşünülerek seçilmiş ve ''seni seviyorum, bu yüzden senin için özel bir armağan aldım'' gibi onaylayıcı ifadelerle verilen periyodik armağanlar bir çocuğun sevgi gereksinimini karşılamaya yardımcı olur.
Hizmet Davranışları: Çocuğa sürekli olarak hizmet davranışlarında bulunulmasına rağmen, belirli aralıklarla çocuk için özellikle anlamlı olan bir iş yapılmalı. Büyükler için çekici olmayan, fakat çocuk açısından çok önemli olan bir iş ele alınmalı. Daha çok yönlü bir ebeveyn olmak için akademik veya mekanik alanda yeni bir hüner öğrenilmeli.
Fiziksel Temas: Kucaklama, öpme ve dokunma çocuğun sevgi deposu için önemlidir. Her çocuğun yaş, huy, sevgi dili konuları göz önüne alınmalı ve bu konuda eşsiz bir yaklaşım belirlenmeli. Onlar büyüdükçe, onaylama amacı ile dokunma alışkanlığını sürdürme konusunda duyarlı olunmalı.
tek kendi çocuklarımız için değil tüm çouklar için uygulanmalı
ÇOCUKLAR SEVGİYE MUHTAÇTIR

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Pts Şub 02, 2009 2:26 pm

Sorulara Çocuk Mantığı ile Yaklaşmalıyız Yani onların oan ne hissettiklerini hissedergibi yaklaşmalıyız.


Çocukların her konudaki sorularına cevap verirken yetişkin mantığı ile değil, çocuk mantığı ile düşünmeliyiz. Yapacağımız küçük bir hata onların zihinlerini karıştırmaya yetecektir. Çocuklar dört yaşına kadar ben-merkezci bir düşünceye sahiptir ve Canlı cansız ayırımı yapamazlar; onlara göre herşey canlıdır. Bu sebeple masallarda geçen olayların tamamına inanırlar, uydurma olduğunu düşünmezler.ve bilemezler'de


Okul öncesi eğitimde masalların ve dinî hikayelerin rolü büyüktür. Masal kahramanlarının şahsında doğru davranışları öğretmek kolaylaşır. Çocuk kendisini kahramanın yerine koyar, onunla özdeşleşir.


Çocuklar yaptığımız basit açıklamalarla yetinir, fazlasını merak etmezler. Bir bayan arkadaşım anlatmıştı: -Dört yaşındaki çocuğum bana, Anne, dedi, neden Allahı göremiyoruz? Ben de, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz, dedim. Kendi kendine mırıldandı: Evet, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz. Bu cevap ona yetti, başka soru sormadı.
sanırım Büyük çocuklara bu açıklama yeterli olmayabilir.o yüzden cocuklara masal veya hikaye anlatırken iyi taraflarını anlatalım orneğin efendimiz (SAV)ın torunlarıyla yaptıgı latifelerden (şakalardan) bahsedelim anne baba kelimesinden once Allah'ı bilmesi tanımasını ögretelim..MRT

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Çar Şub 04, 2009 2:52 pm

Bazı ağaçları aşılayarak daha iyi meyve vermesi sağlanır. Çocuklarımız bir fidandır. Onlara dünya nizamının en iyi dalını aşılamak lazım. Aşı tutmazsa, fidan yerinde duruyor, tekrar aşılanabilir. Aşının tutmamasının sebebi, çiftçinin hatasıdır.

Öyle ebeveyn de var ki, bahçede kavak büyüyor, evde çocuk büyüyor… Çocuğun yetişmesi için her şeyden önce anne-baba yetişmiş olacak. Çocuğunun iyi olmasını isteyen ana-babanın önce kendisi iyi olacak.

Mukayeselerle, kainattan misallerle çocuklarımıza Allah’ı anlatabiliriz. Çocukla hoşlanacağı ortamda bir arkadaş yakınlığında sohbet edilebilir. Hem o günü hem de anlattıklarınızı bir daha unutamaz… Mesela çocuğumuzla birlikte dolaşırken neler konuşabiliriz?…

Binlerce çeşit bitki ve hayvanı kim yaratmakta, büyütmekte ve beslemektedir? Her birine kendine has elbiseler giydirmekte, onun yiyeceği gıdaları hazırlamakta ve her cinse ait bir yaşama şekli vermektedir? Salyangozun elbisesi ile kurbağanınki arasındaki farkı, atın yiyeceği ile kurdun yiyeceğini düşününüz. Ördeklerle, tavukların yaşama tarzları başkadır. Papatyalarla, çınarları ve diğer meyveleri hayal ediniz. “Biz Allah’tan çok uzak olsak da, Allah bize çok yakındır” hususunu güneş misali ile izah etmek mümkündür. Güneş ışıkları üzerimizdedir; sanki güneşin eli bize dokunmaktadır.

Bir derenin üzerindeki kabarcıklara dikkat ettiğimizde, her kabarcığın içinde bir güneş olduğu görülür. Kabarcıklar gider, gelen yenilerinin içinde yine güneş vardır. Bu durum gösterir ve ispat eder ki, daimî duran bir “güneş” var. Gelen her kabarcık, bu güneşe ayna olmaktadır. Başımızı yukarıya kaldırmasak da, bu hakikati anlamamız mümkündür.

Küçücük sinekteki sanat, Ay’ın Dünya etrafında dönmesinden daha basit değildir.Yıldızları, gezegenleri gökyüzüne takan kim?

Tohumu toprağa ekiyoruz, koskoca ağaç oluyor, meyve veriyor. Her meyvede bir çekirdek, her çekirdekte koskoca ağaç… Peki ilk tohum nasıl meydana geldi?

Vücudumuz ne kadar mükemmel bir fabrika! Her organın ne vazife yapacağı çok iyi belirlenmiş. Mesela kalp dakikada ortalama ne kadar atacağını, ne kadar kan pompalayacağını, böbrekler ne kadar kanı temizleyeceklerini, vücuttan ne kadarını dışarı atacağını nereden biliyor?

Şunu kat’i olarak bilmeliyiz ki, İslam dinini öğrenmek, anlamak, yaşamak bizim vazifemizdir. Fakat eşimiz, çocuğumuz ve annemiz de olsa yakınlarımızın İslam’ı öğrenip yaşamaları Allah’ın takdir edeceği bir şeydir. Bir şahsın diğer biri tarafından uyandırılmasına irşat denirse, kulun görevi tebliğdir, irşat Allah’a aittir.

Bazı kimseler yakınlarını mutlaka İslam esasına uydurmaya çalışıyor. Şunu unutmamak lazımdır ki, birçok peygamber, yakınlarını irşat edememiştir. Bu hal, onların peygamberliklerine zarar vermemiştir. Bizim vazifemiz ise, İslamiyet’i her şartta yaşamaktır.

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Alıntıyla Cevap Gönder
Mesaj Tarih: Pts Şub 09, 2009 12:18 am

sevgili sahra kardeşim hakikaten tebr.ederim cok güzel bir ayrıntıyı yakalamışsın kardeşim Smile Laughing ''Öyle ebeveyn de var ki, bahçede kavak büyüyor, evde çocuk büyüyor… ''aynen katılıyorum...MRT

Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Mesajları göster:
Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
  


Ana Sayfa | İletişim | | Patnos Forumları | Patnos Fotoğrafları | Firmalar Rehberi | Sitemap |
Google Pagerank Checker