Kasımpaşalı Le Pen
Irkçısın sen ırkçı kal!
Türk Başbakanı Recep T. Erdoğan, 2009 Bütçesi üzerine konuşurken yine DTP’yi hedef aldı. DTP’lilerin müdahalesi bafllayınca Erdoğan, özüne rücu etti ve incilerini döktü. MHP ile aynı kulvarda olduğunu söyleyen Erdoğan, ‘Ya sev ya terket’ anlayışını sürdürdü; ‘terörizm’ ile itham ettiği DTP’nin ‘Nazizmi hortlattığı’ iddiasında bulundu. ‘Tek’li solganlarını tekrarlayan Erdoğan, Fransız sağcı Le Pen’e benzetildi.
Türk Başbakan Erdoğan, önceki günkü görüşmelerde muhalefetin ardından AKP Hükümeti adına eleştirileri cevapladı. Bütçe savunmasına iyi hazırlanmadığı gözlenen Erdoğan, çareyi DTP’ye saldırmakta buldu. Özellikle DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş’ın devlet terörü ile ilgili örnekleri sıralarken; başörtülere yönelik devlet engellemeleri ve AKP’nin orduyla uzlaşma vurgularına bozulan Erdoğan, bir başka acısını hatırlatarak konuşmasına başladı. Amed, Dersim, Van ve Hakkari’de bir sömürgeci Başbakan gibi karşılanmayı hazmedemediği anlaşılan Erdoğan, “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak orada açılışlar yaparken, bunu hazmedemeyenler, arabaları yaktılar, lastikler yaktılar, partimin teşkilatını cam çerçeve indirdiler. Bu mu demokrasi?” dedi ve AKP sıralarından büyük alkış aldı. Bunu üzerine DTP’liler ile karşılık diyalog başladı:
DTP ŞIRNAK MİLLETVEKİLİ HASİP KAPLAN: Öldürülenlere ne diyorsunuz Sayın Başbakan? Bu mu demokrasi? ERDOĞAN: Demokrasinin yolu sandıktır, sandık… Oradan çıkacaksın, oradan! Oradan çıkacaksın! (AKP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN: Arkadaşlar… Arkadaşlar…
DTP MUŞ MİLLETVEKİLİ SIRRI SAKIK: Siz sandığa saygı duydunuz mu, DTP’ye saygı duydunuz mu?
BAŞKAN: Sayın Sakık…
HASİP KAPLAN: Sandıktan çıktık geldik, elimizi sıkmadınız!
SIRRI SAKIK: Sayın Türk’ün elini sıkmayıp katillerin elini sıkıyorsunuz!
HASİP KAPLAN: Katillerin elini sıkarsınız!
BAŞKAN: Sayın Sakık, Sayın Kaplan… Arkadaşlar, siz niye üzerinize alınıyorsunuz? Rica ederim yani… (AKP sıralarından alkışlar)
SIRRI SAKIK: Bize söylüyor Sayın Başkan.
BAŞKAN: Size bir şey söylemiyor canım. Rica ederim…
HASİP KAPLAN: Biz nereden geldik peki?
BAŞKAN: Sayın Kaplan… Sayın Kaplan… Lütfen…
ERDOĞAN: Şu anda Edirne’de de üniversite var, Hakkâri’de de üniversite var…
OSMAN ÖZÇELİK: Kâğıt üzerinde, kâğıt!
ERDOĞAN: Tunceli’de de üniversite var, Şırnak’ta da üniversite var.
OSMAN ÖZÇELİK: Kâğıt üstünde olanı…
HASİP KAPLAN:Şırnak’ta temel bile atılmadı ki!
ERDOĞAN (Devamla): Gelelim fiziki imkânlar…
HASİP KAPLAN:Yüz yıl daha beklemek lazım.
ERDOĞAN (Devamla): Rahatsızlığınız zaten buradan geliyor(AKP sıralarından alkışlar)
HASİP KAPLAN: 70 öğrenci bir sınıfta okuyor, çift tedrisat var.
ERDOĞAN: Sadece ve sadece bu ülkede kimlik siyaseti yapmak suretiyle bu ülkenin hiçbir yerine ne okul kazandırabilirsiniz ne hastane kazandırabilirsiniz. (AKP sıralarından alkışlar)
HASİP KAPLAN: Sayın Başbakan, Şırnak ÖSS’de neden sonuncu?
BAŞKAN: Sayın Kaplan…
ERDOĞAN (Devamla): Düşünebiliyor musunuz, ben Hakkâri’ye okullar, hastaneler açmaya geliyorum bir de bakıyorum ki o gün maalesef şehirde bir sessizlik var. Nedir o? Bütün vatandaş tehdit edilmiş “dışarıya çıkmayacaksınız” diye. Çıkanlar çıktı. Demokrasi bu mu, özgürlük bu mu, vatanı sevmek bu mu? Soruyorum sizlere! (AKP sıralarından alkışlar)
HASİP KAPLAN: O halkın özgür iradesine saygılı olsaydınız sizi de güllerle karşılarlardı!
BAŞKAN: Sayın Kaplan…
ERDOĞAN (Devamla): Ben burada bir gerçeği daha söylemek zorundayım, o da şu: Sayın Bahçeli’nin az önce söylediği şeyleri ben de paylaşıyorum, farklı düşünmüyorum. Nedir o? Değerli arkadaşlar, biz millet kavramını bir yerlere yediremeyiz, biz vatan kavramını bir yerlere yediremeyiz ve bu vatanı da kusura bakmayın böldürtmeyiz! (AKP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
OSMAN ÖZÇELİK: Asıl bölücü sensin!
ERDOĞAN (Devamla): Bunun yanında, yaptığınız toplantılarda bayrağımızı değil de farklı bayrakları getirmek suretiyle bu ülkeye ayrımcılık tohumlarını ekenlerin kendilerini çek etmesi lazım.
OSMAN ÖZÇELİK: Siz de çek edin kendinizi.
ERDOĞAN (Devamla): Bir diğer nokta da: Devletimizi de bu noktada böldürtmeyiz. Kendimizi bu noktada da…Tehditlerle mehditlerle bir yere varamazsınız...
SIRRI SAKIK: Tehdit eden sensin!
ERDOĞAN: Yaptığınız iş sadece budur. Tehdit etmek suretiyle oy topluyorsunuz ve vatandaşa bunu yapıyorsunuz.
HASİP KAPLAN: “Pompalı” demediniz mi? Daha ne olsun.
BAŞKAN: Bir dakika… Sayın Demirtaş…
HASİP KAPLAN: “Ya sev ya terket” deyip tehdit ediyorsunuz.
BAŞKAN: Sayın Kaplan…Sayın Sakık…
HASİP KAPLAN: “Ya sev ya terket” diyen ben miyim? Siz değil misiniz?
BAŞKAN: Sayın Kaplan, Sayın Sakık, Sayın Demirtaş, rica ediyorum, lütfen…
HASİP KAPLAN: Sayın Başbakan da üslubuna dikkat etsin.(AKP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN: Ama siz de her şeyi söylediniz, Sayın Başbakan da onlara cevap veriyor.
HASİP KAPLAN: Pompalıyı savunuyor.
BAŞKAN: Üzerinize almayın siz, size söylemiyor. HASİP KAPLAN: Bir Başbakan bunu söyleyemez!
BAŞKAN: Sayın Kaplan, siz eleştirilerinizi söylediniz, şimdi de cevap veriyor Sayın Başbakan.
ERDOĞAN: Hakkâri’de ben bir konuşma yaptım.
HASİP KAPLAN: 29 Mart’ta konuşacağız.
ERDOĞAN (Devamla): Hakkâri’deki konuşmamda benim “Ya sev ya terket” diye bir ifadem yok.
HASİP KAPLAN: “Ya seveceksin ya terk edeceksin” lafının Fransızcasını Le Pen kullanıyordu.
BAŞKAN: Sayın Kaplan…
ERDOĞAN (Devamla): İfademin aynısını söylüyorum.
HASİP KAPLAN: Le Pen kullanıyordu.
ERDOĞAN (Devamla): Aynısını söylüyorum...
HASİP KAPLAN: Le Pen… Le Pen…
ERDOĞAN (Devamla): Le Pen sizsiniz! Siz bu ülkede Nazizmi hortlattınız, Nazizmi! Sizsiniz Le Pen! (AKP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN: Sayın Kaplan… Sayın Kaplan, lütfen yerinize oturun. İzah ediyor Sayın Başbakan, dinlesenize.
HASİP KAPLAN: Özür dileyeceksiniz! (AKP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN: Sayın Kaplan… Sayın Kaplan…
HASİP KAPLAN: Kürt halkından özür dileyecek. “Ya sev ya terket.” sözü için özür dileyeceksiniz! (AKP sıralarından gürültüler)
ERDOĞAN (Devamla): Etnik, bölgesel ve dinsel ayrımcılığa karşıyız. Bunu hazmedemeyen terör örgütü var. İfademe dikkat. Bunu hazmedemeyen terör örgütü var, onlar bunu hazmedemiyorlar. Biz ne dedik? Tek millet dedik. Ne dedik? Tek Bayrak dedik. Ne dedik? Tek vatan dedik. Ne dedik? Tek devlet dedik. Buna kim karşı çıkabilir ya?
DTP ŞIRNAK MİLLETVEKİLİ SEVAHİR BAYINDIR: Etnik siyaset budur işte.
ERDOĞAN: Buna karşı çıkabilenin bu ülkede yeri yok... Ama sen de onlar gibi düşünüyorsan ben sana ne söyleyeyim. (AKP sıralarından alkışlar)
DTP GENEL BAŞKANI AHMET TÜRK: Ama Başbakan doğru söylemiyor.
HASİP KAPLAN: Doğru söylemiyor.
AHMET TÜRK: Kimlikleri inkâr ederek olmaz Sayın Başbakan.
BAŞKAN: Sayın Türk, Sayın Kaplan, lütfen…
SIRRI SAKIK: Sayısal çoğunlukla bir halka hakaret ediyorsun.
BAŞKAN: Sayın Sakık, lütfen.
ERDOĞAN (Devamla): Asla, asla…
HASİP KAPLAN: Göreceğiz 29 Mart’ta.
ERDOĞAN (Devamla): Göreceğiz, göreceğiz. Eğer gücünüz yetiyorsa parti olarak seçimlere girin. Parti olarak seçimlere girin.
LE PEN KİM?
Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin lideri olan Jean Marie Le Pen, Yahudi ve yabancı karşıtlığıyla tanınıyor. 1954 yılında Hindi-Çin ve Cezayir’de yabancı lejyonunda görev aldı. Politik kariyerine 1956 yılında Pierre Poujade partisinde şubeler sorumlusu yardımcısı olarak başladı. 1965 yılında aşırı sağcı lider Jean Louis Tixier Vignancour’un seçim kampanyasını yönetti. 1972 yılında Ulusal Cephe Partisi’ni kurdu. Bu süre içinde Kuzey Afrika göçmenlerine karşı takındığı tavır 1974’lerde yüzde 0.74 olan oy oranının, 1988 yılında yüzde 14’e, 1995 yılı seçimlerinde yüzde 15’e kadar yükselmesini sağladı.Kendisi ile aynı düşünceyi baylaşmayanlara karşı darkafalı, bağnaz yaklaşım sergilediği yönündeki yoğun eleştiriler aldı.1987 yılında Yahudilere karşı ikinci dünya savaşında uygulanan soykırımı “tarihin küçük bir detayıdır” diye niteledi. Bu kendisinin Avrupa Parlamentosu’ndaki koltuğunu kaybetmesine neden oldu. Son Cumhurbaşkanlığı seçimleri kendisi açısından diğerlerinden farklı değildi. Seçimlere aynı söylemler ile girdi. Hapishanelerin kapasitesinin 200 bin kişilik daha arttırılması, miras vergisinin kaldırılması, AB anlaşmalarının tekrar gözden geçirilmesi ve tabii ki kilit unsur göçmenlere karşı takındığı tavır. 80 yaşındaki siyasetçi, halen ‘Ya sev ya terket’ sloganının sadıklarındandır.
BİLA'NIN GÖZÜNDEN KAÇMADI
Türk ordusu ve kemalistlere yakınlığıyla bilinen Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila, Erdoğan’ın konuşmasını ve MHP ile yakınlaşmasını gözden kaçırmadı. Bila, “Dikkat çeken yakınlaşma! Erdoğan-Bahçeli yakınlaşması” başlığıyla şunları yazdı: “Başbakan Tayyip Erdoğan’ın DTP’lilerle yaptığı tartışma ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye arka çıkan sözleri dikkat çekiciydi. AKP’ye destek veren liberal yazarların bir süredir milliyetçi çizgiye kaymakla eleştirdikleri Başbakan Erdoğan, dünkü tutumuyla MHP çizgisine yakın bir duruş sergiledi. Başbakan Erdoğan, ‘Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan” söylemini yinelerken DTP’lilerin laf atması üzerine, milliyetçi söylemini daha da güçlendirdi. Başbakan Erdoğan DTP’lilere dönerek, ‘Sayın Bahçeli’nin söylediklerini paylaşıyorum. Farklı düşünmüyoruz, millet kavramını vatan kavramını kimseye yedirmeyiz, kusura bakmayın bu vatanı böldürtmeyiz’ dedi...Erdoğan, bu söylemiyle, Güneydoğu gezisinde sergilediği ve liberallerin eleştirisine neden olan milliyetçi tutumunu MHP’ye yakın bir çizgiye taşımış oldu. Erdoğan, bu duruşuyla liberallerin eleştiri ve uyarılarını dikkate almadığı gibi yerel seçimler öncesinde daha koyu bir milliyetçi çizgiyi yeğlemiş oldu.”


